Tıfak Arslan (Mardin, 1993)

İsimsiz / Untitled, 2026

Tuval üzeri yağlıboya, 130×150 cm

Oil on canvas, 130×150 cm

Resimlerimde doğa bir manzara değil; insanın reddettiği ama bütünüyle kopamadığı içsel bir hafıza alanıdır. Taşların üzerine kurulu yapılar, köklenme ve sığınma arzusunun kırılgan dengesini taşırken; hayvan figürleri, bastırılmış doğal benliğe dair sezgisel birer yankı olarak belirir. Zamansız ve boş alanlar, kimliğin çözündüğü, aidiyetin bulanıklaştığı ve yeni varoluş sorularının filizlendiği eşiklerdir. Bu görsel düzlemde izleyici, yalnızca bir gözlemci değil; kaybolmuş köklerini, doğayla kurduğu bağı ve kendi içsel yönlerini yeniden hatırlamaya davet edilen aktif bir tanıktır.

In my paintings, nature is not a landscape; it is a place of internal memory, one that humans reject but can never fully sever. Structures built on stone hold the fragile balance of rootedness and the desire for refuge, while animal figures emerge as intuitive echoes of the repressed natural self. Timeless and empty spaces are thresholds where identity dissolves, belonging blurs, and new existential questions emerge. In this visual plane, the viewer is not merely an observer; he or she is an active witness, invited to recall their lost roots, their connection to nature, and their own inner selves.

Sanatçı ve eserle ilgili daha fazla bilgi almak için info@base.ist adresine e-posta atmanızı rica ederiz.

Resimlerimde doğa bir manzara değil; insanın reddettiği ama bütünüyle kopamadığı içsel bir hafıza alanıdır. Taşların üzerine kurulu yapılar, köklenme ve sığınma arzusunun kırılgan dengesini taşırken; hayvan figürleri, bastırılmış doğal benliğe dair sezgisel birer yankı olarak belirir. Zamansız ve boş alanlar, kimliğin çözündüğü, aidiyetin bulanıklaştığı ve yeni varoluş sorularının filizlendiği eşiklerdir. Bu görsel düzlemde izleyici, yalnızca bir gözlemci değil; kaybolmuş köklerini, doğayla kurduğu bağı ve kendi içsel yönlerini yeniden hatırlamaya davet edilen aktif bir tanıktır.

In my paintings, nature is not a landscape; it is a place of internal memory, one that humans reject but can never fully sever. Structures built on stone hold the fragile balance of rootedness and the desire for refuge, while animal figures emerge as intuitive echoes of the repressed natural self. Timeless and empty spaces are thresholds where identity dissolves, belonging blurs, and new existential questions emerge. In this visual plane, the viewer is not merely an observer; he or she is an active witness, invited to recall their lost roots, their connection to nature, and their own inner selves.

Sanatçı ve eserle ilgili daha fazla bilgi almak için info@base.ist adresine e-posta atmanızı rica ederiz.